Hayri Kozakçıoğlu kimdir
Hayri Kozakçıoğlu, 1938′de Alaşehir’de doğdu. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu.
Mülki İdare Amirliği, Valilik, Kaymakamlık, Mülkiye Müfettişiliği, Başmüfettişlik, Erzurum Valiliği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü, Adana, Sakarya, Diyarbakır Valiliği, Olağanüstü Hal Bölge Valiliği, İstanbul Valiliği yaptı.
AÇIKLANAMAYAN PARA TRANSFERİ
1 Eylül 1993 tarihli Sabah Gazetesi’nde yer alan bir haberde İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu’nun Olağanüstü Hal Bölge Valiliği hesaplarından 2 milyar lirayı (yaklaşık 250.000 dolar) kendi adına açılan hesaplara geçirdiğini ileri sürüldü. Kozakçıoğlu bu iddia karşısında söz konusu parayı dönemin İçişleri Bakanı Mustafa Kalemli’nin onayı ile 12 Ağustos 1991’de kendi hesabına aktardığını ve 18 Ocak 1993’de Bölge Valiliği’nin talebi üzerine geri gönderdiğini ileri sürdü. Ancak Kalemli bu olaydan haberi olmadığını açıkladı.
İSTİFA ETTİ
Dönemin Başbakanı Tansu Çiller, Kozakçıoğlu’nu istifaya davet ederken, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel “Paralar örtülü ödenekten teröre karşı mücadele için verilmiştir. Ancak ne için harcandığı açıklanırsa devlet sıkıntıya düşer” dedi. Kozakçıoğlu, 1 Kasım 1995′de görevini Rıdvan Yenişen’e devretmiştir.googletag.display(‘div-gpt-ad-1353591549165-0′);
İNTİHAR ETTİ
Evli ve 3 çocuk babası olan Kozakçıoğlu; 18 Nisan 1999 seçimlerinden sonra 21.dönem İstanbul milletvekilli olarak Meclis’e yeniden girdi.
Kozakçıoğlu, 23 Mayıs 2013 tarihinde Sarıyer’deki evinde intihar etti.
Abraham Lincoln kimdir
Amerika İç Savaşı’nda (1861-1865) belirleyici rol oynayan, demokrasiyi en iyi idare şekli olarak gören, kölelik gibi sınıfsal ayrımlara karşı çıkan Lincoln, 1861-1865 yılları arasında, Cumhuriyetçi Parti bünyesinde İllionis eyaletinden seçilmiş ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 16. başkanı olarak görev yapmıştır.
Devlet birliğinin korunması gerektiği zor bir savaş döneminde, oldukça riskli kararlar almış; birçok toplumsal düzenlemeyle insan haklarının gelişmesine ve eşitlenmesine büyük katkı sağlamış; yoksul ve eğitimsiz bir aileden gelmesine rağmen devlet başkanlığı kademesine kadar yükselerek, “Amerikan rüyası” kavramının baş aktörleri arasında görülmüştür.googletag.display(‘div-gpt-ad-1353591549165-0′);
Haydar Dümen kimdir
1931 yılında Uşak’ın İkisaray köyünde doğdu. 1948 yılında liseyi bitirdi. 1955 yılının Şubat ayında İstanbul Üniversitesinden tıp fakültesini bitirdi ve hemen ardından aynı üniversitenin Nöroloji ve psikiyatri alanlarında uzmanlık için asistanlığa başladı. 1958 yılı sonunda Nöro-psikiyatri uzmanı olarak eğitimini tamamladı.
Haydar Dümen 25 yıllık devlet hizmetini tamamladıktan sonra kendi isteğiyle emekli oldu. Daha sonra araştırma ve yazın hayatına giren Dümen, özellikle cinsellik üzerine yazdığı kitaplarla dikkatleri üzerine topladı. Özellikle medyada cinsel problemler üzerine konuşmalar ve röportajlar yaptı. Dümen bu dönemde aynı zamanda açık oturum programlarının değişmez konuğuydu. Nazik Adında Bir Kadın adlı belgesel romanı, Otuz Günde Oldu Bitti adlı bilim-kurgu niteliğindeki kitabı, Ölmüş Bir Hastayla Söyleşi ya da Hekimler Üstüne adlı hekim-hasta ilişkilerinin özel yanlarını belgelerle ortaya koyan kitabı gibi iki tiyatro denemesi ve bunun yanında cinsellik üzerine yazdığı psikolojik kitaplarla yirminin üzerinde yazılmış kitabı mevcuttur.googletag.display(‘div-gpt-ad-1353591549165-0′);
Richard Wagner kimdir
Ilk sanat denemelerine çocukluğunda başladı. Duyduğu ve kendine mal ettiği tesirlerden öğrenmeye çalıştı. Çocukluğu ve gençliği huzursuz geçen genç Liepzig’li Wagner, Thomas Kantoru Theodor Weinlig’den müzik kurallarını öğrenmek suretiyle sanatkarlığını disiplinli bir eğitime tabi tuttu. Fakat daha sonra hayata atılınca dünya meşgalelerinin içinde huzursuz bir halde dönüp dolaştı. Magdeburg, Köningsberg ve Riga tiyatrolarında orkestra şefi oldu. Riga’dan kaçarak deniz yolu ile Fransa’ya gitti. Dresden’de krallık orkestrası şefliğini yaptı. Bir ihtilalci olarak iltica ettiği İsviçre’de sürgün hayatı yaşadı. Masal prensine benzeyen Bavyera kralı 2. Ludwig tarafından Münih’e çağrıldı. Sonra tekrar İsviçre’ye kaçtı. Nihayet Bayreuth’daki eserini gerçekleştirme imkanını bulunca orada huzura kavuştu.
Etrafındaki kimselerin fedakarlığını gerektiren bu huzursuz hayatında sanat uğrundaki sabatkarlığı sarsılmaz bir sütun gibi yükselmektedir. Liszt, dahi piyanist ve orkestra şefi Hans Richter, ikinci karısı ve Liszt’in kızı olan Cosima onun sadık dostlarıydı. Wagner’in Venedik’te vefat etmesi sembolik bir mana taşır. En son yazdığı sözler “Liebe-Tragik” (aşk, fecaat), hayatının bütün muhtevasını kapsamaktadır. Fakat “Tristan” ile müziğin geleceğini tayin eden eseri o yaratmıştı.
PRIMADONNAYLA BAŞLAYAN MÜZİK AŞKI
Wagner 9 kardeşin sonuncusuydu. Napolyon’dan kaynaklanan sıkıntılar dışında çocukluğunda olağan dışı pek bir şey olmadı. Dresden’de Kreuzchule’de okudu. 1827’den sonra Leipzig’de felsefe derslerine devam etti ve ilk yapıtlarını burada verdi. Bu yapıtları arasında bir fantezi, bir Polonez, iki piyano sonatı, bir senfoni, Goethe’nin “Faust”u için müzik, tiyatro için bitiremediği “Düğünler” ile “Die Feen” operası sayılabilir. Wagner, 1829’da Leipzig’de, Beethoven’in “Fidelio”sunu seyredince müziğe karşı ilgisi artmıştı. Çünkü başroldeki primadonnaya aşık olmuştu. 1836’da Magdeburg’da bencil ve tutarsız oyuncu Minna Planer ile evlendi. Çalkantılı birlikteliği Minna’nın 1866’da ölümüne kadar mutsuz bir yaşamın kapısını aralamıştı Wagner’e. Shakespeare’den esinlenerek bestelediği “Das Liebesverbot / Aşk Yasağı” adlı operası başarı kazanmadı.
DRESDEN AYAKLANMASI
Mayıs 1849’da Röckel ve Bakunin’in dostu olduğu ve katıldığı Dresden ayaklanmasının bastırılması üzerine İsviçre’ye kaçarak Zürich’e yerleşti. Hayatının 10 yılı burada geçmiştir. Zürich’te bir yandan tiyatro ve opera yapıtlarını kaleme alırken, Liszt’in önerisi üzerine “Der Ring des Nibelungen”, yazmaya başladı.googletag.display(‘div-gpt-ad-1353591549165-0′);
Zürich’ten Venedik’e geçti. Stuttgard’da bulunduğu sırada, Bavyera Kralı II. Ludwig’in çağrısı üzerine Münih’e gitse de , yapıtları yuhalandı. Fakat buna rağmen kralın dostluğunu kazanmayı da başardı. Trihscen’e sığındı. Burada mutluluk içinde 6 yıl boyunca operalar yazdı ve Bayreuth tiyatrosunun planlarını hazırladı.
ESİN KAYNAĞI KIZIYDI
Franz Liszt’in kızı Cosima, 1870’te von Bülov’dan boşanmadan önce ona 3 çocuk doğurmuştu. Ve Cosima ile aynı yıl Lüzern’de bir Protestan kilisesinde evlendi. Cosima, evlendikten sonra Wagner’in can yoldaşı ve esin kaynağı oldu.
1872 yılında kesin olarak Beyrut’a yerleşti. 1876’da büyük bir başarı ile “yeşil tepe” festivallerinin açılışını yaptı. 1882’de son operası “Parsifal”in Beyrut’taki galasından sonra ailesiyle birlikte kışı geçirmek üzere Venedik’e gitti.
ÖLÜMÜ
Ölüm Wagner’i, 13 Şubat 1883’de kalp krizi biçiminde, bir felsefe incelemesi üzerinde çalıştığı sırada yakaladı. “Wahnfried” villasının bahçesinde kendi adına hazırladığı mezarına gömüldü. Mezarı, torunları olan Wieland ve Wolfgang’ın büyük bir çabayla sürdürdükleri festivalleri izleyenlerin ziyaret ettikleri yerdir hala.
Nicolaus Copernicus kimdir
Yer’in kendi ekseni çevresinde döndüğü, Güneş’in hareketli değil durağan olduğu ve Yer’in Güneş’in çevresinde dolandığı görüşüne dayalı gün merkezli (helyosantrik) evren modelini geliştiren Polonyalı astronomdur. Kopernik’in gün merkezli evren kuramı sonraki yüzyıllarda bilimi ve felsefeyi derinden etkilemiş, modern bilimin gelişiminde çok önemli bir adım oluşturmuştur.
ASTRONOMİ
Düşünce tarihinde etkisi yönünden Copernicus devrimiyle boy ölçüşebilecek pek az dönüşüm vardır. Son 400 yılda tanık olduğumuz bilimsel gelişmenin astronomide yer alan bu devrimle başladığı söylenebilir. Dinsel bağnazlıkla özgür düşünce hemen her dönemde çatışma içinde olmuştur. Ortaçağ düşünce geleneğini kıran ilk bilimsel atılımın astronomide ortaya çıkması bir bakıma doğaldı. Öncelikle, astronomide hiç bir alanda olmayan bir bilgi birikimi vardı.
BOYLAM HESAPLAMASI
Babillilerin göksel nesnelerin devinimlerine ilişkin gözlemlerini, kuramsal düzeyde işleyen eski Yunanlıların astronomide büyük ilerleme kaydettikleri bilinmektedir. Nicolaus Copernicus 17. yüzyıla gelinceye dek egemenliğini sürdüren Ptolemy (Batlamyus) sistemi bu birikimin ürünüdür. Sonra, Rönesans’la birlikte, astronomide ivedi çözüm gerektiren pratik sorunlar ağırlık kazanmıştır. Bu sorunlardan biri denizde boylam hesaplanmasına ilişkindir. Öncelikle, güneşin izler göründüğü yolun doğru belirlenmesini gerektiriyordu.
TAKVİM
Çözümü aranan bir diğer sorun takvime ilişkindi. M. Ö. 46′da oluşturulan yürürlükteki takvim yetersizdi. Örneğin, o takvime göre, bir yıl 365 günden oluşuyordu (Oysa, şimdi bildiğimiz gibi yılın süresi bundan 11 dakika 14 saniye daha kısadır).googletag.display(‘div-gpt-ad-1353591549165-0′);
Ne var ki, bu türden nedenler, doğruluğu söz götürmez sayılan Ptolemy teorisinde köklü bir değişiklik için yeterli olamazdı. Astronomların çoğu kimi düzeltmelerle yer-merkezli sistemin korunabileceği inanıyorlardı. Nitekim, klasik dönemden beri kimi bilginlerce önerilen güneş-merkezli sistem onların gözünde saçma olmaktan ileri bir anlam taşımıyordu.
Nicolaus Copernicus mistik eğilimlerine karşın bir astrolog değil, gerçek bir astronomdu. Tarih onu 17. yüzyıl bilimsel devrimine yol açan araştırma tutkusu ve atılımcı kişiliğiyle bize tanıtmaktadır.






