Düğünlerimiz nasıl olmalı?
Düğünlerimiz nasıl olmalı?
Yaz demek düğün demek. Evlenecek gençler, sünnet olacak çocuklar tatilden fırsatla hayatlarının en mutlu anlarını gerçekleştirirler. Düğün merasimleri, insanın hayatındaki köşe taşlarından biridir. O gün, sevinç, esenlik ve mutluluk günüdür. Düğünler bazen birtakım eğlence ve oyunlarla süslenerek kutlanır, bazen de sade bir merasimle geçirilir. Ancak her şeyde olduğu gibi burada da ölçüyü kaçırıyoruz. Düğünlerimiz ya“cenaze merasimine” veya “çılgınlar gibi eğlenceye” dönüşüyor. Peki, bunun orta yolu yok mu? Düğünlerdeki oyun ve eğlencelerde ölçü nasıl olmalı, nasıl bir yol izlenmeli, nelere dikkat etmeli? Hayatımızın köşe taşlarından biri olan düğünlerimiz acaba nasıl olmalı?
Moral Dünyası dergisi, temmuz ayı sayısının kapak dosyasında düğünlerimizi mercek altına alarak geniş bir yelpazede inceliyor. Dergide görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Hayrettin Karaman, “Düğünde meşru eğlence ve neşe caizdir, hatta gereklidir” diyerek şunları söylüyor: “Bazı yerlerde ve durumlarda kadınlarla erkekleri ayırmak mümkün veya uygun olmaz. Bir arada olunması gerektiğinde kadınların tesettüre dikkat etmeleri ve yabancı (mahrem olmayan) erkeklerle ihtilattan (temas etmek, yan yana gülüşüp oynamak) sakınmaları gerekir. Eğer her iki cins de bir arada ise kadınların oynamaları uygun ve caiz olmaz. Erkekler ise örf ve âdete göre erkeklere mahsus oyunları oynayabilirler. Düğünlerde her türlü musiki aleti yerine göre kullanılabilir. Şarkı, türkü ve ilahilerden bir demet sunulabilir. Şarkı ve türkülerin nezih, ahlaka ve dine aykırı olmayan güftelerden seçilmesi gerekir.”
Dergide görüşlerine yer verilen psikolog Fatih Reşit Civelekoğlu, iyi düzenlenmiş ve insanların memnun kaldığı bir düğün ile her şeyden önce evlenen gençlerin yalnız olmadıklarını anlayacaklarını, bunun da dünya evine yeni adım atan gençlerin olası sorunları karşılamaları sürecinde özgüven duymalarını sağlayacağını belirtiyor. Civelekoğlu, bununla birlikte bu birlikteliğin toplum tarafından onaylandığı anlamına gelen düğünlerin, gençlerin evliliğin önemini ve toplumsal yapı içerisindeki misyonunu doğru anlayabilmesi açısından önemli olduğunu vurguluyor.
Yazar ve programcı Mehmet Paksu, Asr-ı Saadette’ki düğünleri incelediği yazısında Hz. Muhammed (s.a.v.) hayatından verdiği örneklerle bir düğünün nasıl olması gerektiğini izah ediyor. Mehmet Paksu’nun verdiği örneklerden birisi şöyle: “Hz. Âişe’nin (r.a.) anlattığına göre Resul-i Ekrem Efendimiz (a.s.m.) Medineli bir sahabinin düğününün olduğunu haber aldı ve şarkı söyleyebilen cariyelerin kendi aralarında şu beyitleri söyleyerek eğlenebileceklerine cevaz verdi ve “Ensar eğlenceyi sever” buyurdular.
Size geldik, size geldik,
Allah bize de size de ömür.
Esmer çiğit tanesi olmasaydı,
Vadinize inmezdik.
Dergide yazısına yer verilen gazeteci Nihal Bengisu Karaca, düğünlerde yapılan uzun ve bıktırıcı konuşmalardan şikâyet ederek “Düğün merasimlerinde uzun ve bezdirici konuşmalar yapmaktan haz alan hatipler! İnsanlar bombalar altında bile evleniyor iken, evlilik, “hayatın her şeye rağmen devam ettiğinin” hoş bir göstergesi iken, bu yaptığınız hiç de hoş olmuyor. Lütfen yaptığınız konuşmalar kısa olsun, mücadele değil muhabbet içersin.” diyor.
Derginin kapak dosyaları arasında düğünlerin vazgeçilmezleri arasında olan davetiyeler hakkında Dr. Veli Sırım’ın bir araştırma yazısı, tarihçi yazar Yavuz Bahadıroğlu’nun Osmanlı’da eğlence kültürü ve düğünler hakkındaki yazıları da yer alıyor. Dergi, kapak dosyasında “ideal bir düğün programı?” nasıl olmalı sorusuna cevap arayarak konuyu işin uzmanlarına soruyor ve ortaya bir düğünde konuşmalarıyla, ikramıyla, eğlencesiyle bir düğünde olması gereken öğelerin püf noktalarını açıklıyor.
Popularity: 1% [?]
Son Yorumlar